Seçim dolayısıyla ertelenen fiyat artışlarının eli kulağında: Zamlara hazır olun

Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SPM) Direktörü Prof. Dr. Serdar Sayan, düşük eğitimli ve düşük becerili milyonlarca sığınmacının mevcudiyetinin, istihdamın kalitesinin iyileşmesi konusunda iyimser olmayı zorlaştırdığını söyledi. “Kuru tutmak giderek daha zor ve maliyetli hale geliyor. Faiz ve kur politikalarında hayalleri bırakıp gerçeklere dönmek kaçınılmaz” diyen Prof. Dr. Serdar Sayan ile konuştuk.

  • Sefalet endeksinde grafik nereye gidiyor? 

Geleneksel Sefalet Endeksi (SE) is¸gu¨cu¨ piyasasında ekonomik sıkıntıya yol ac¸an asıl sorunun is¸sizlik oldugˆu kabulu¨ne dayanıyor. İşsizlik oranı, sadece aktif olarak is¸ aradıgˆı halde is¸ bulamayan is¸sizleri kapsıyor. Oysa Tu¨rkiye’de sıkıntı çekenler yalnızca resmi tanıma göre işsiz kategorisinde olanlar değil. İs¸ bulma u¨midini kaybettigˆi ic¸in is¸ aramayı bırakan ve is¸siz statu¨su¨nde sayılmayanlar da en az resmi is¸sizler kadar bu¨yu¨k sıkıntı içinde. Bunlar çalışma çağındaki nüfus içinde önemli büyüklükte bir kategori. SPM bu grubu da hesaba katarak geliştirdiği “Genis¸letilmis¸ Sefalet Endeksi” (GSE) go¨stergesini kullanıyor. GSE değerleri, pandemi öncesine ait baz ay olan 2019 Ocak degˆeri 100 alınmak suretiyle hesaplandıgˆında, 2023 Mart’ında, Şubat 2023’e göre 10.2 puan azalarak 92.1 oldu. Faiz indirimlerinin patlattığı enflasyona bağlı olarak rekor kıran SE ve GSE değerleri, inişli çıkışlı ama zirve yapan enflasyonun baz etkisiyle de düşmesine bağlı olarak eğilimi aşağı yönlü bir seyir izliyor.

Faiz indirimlerinin başlayıp enflasyonu patlattığı sürecin başında, 2021 Ekim’inde 100 TL’ye satın alınabilecek olan gıda ve alkolsüz içkiler grubundan ortalama bir ürünün fiyatı geçen ay itibarıyla 260 TL’ye ulaşmış durumda ve artmaya devam ediyor. Bu son 19 ayda geliri en az 2.6 kat artmamış olan herkesin mevcut geliri ile Eylül 2021’de tüketebileceği kadar gıda ve içecek tüketemeyeceği anlamına geliyor.

GEÇİM SIKINTISI BÜYÜK

  • Yaşanan ekonomik zorlukları ölçen SPM EZA endekslerinin son verilerinde ne tür sonuçlar var?

Türkiye’de enflasyon sadece işsiz veya iş bulma ümidini kaybetmiş olduğu için düzenli gelirden yoksun olanları değil, istihdamda olanların önemli bir bölümünü de ciddi biçimde etkiliyor. Kalitesiz diyebileceğimiz türden işlerde istihdam edilen çok sayıda çalışan da geçim sıkıntısı ve ekonomik zorluklarla yüz yüze. 2019 1. çeyrek (pandemi öncesi) değeri 100 alınmak suretiyle hesaplandığında, Ekonomik Zorluk Analiz (EZA 1) endeksinin 2023 ilk çeyreğinde ulaştığı değer bir önceki çeyreğe go¨re 6.6 puan artarak 103.0 olarak gerçekleşiyor. Hem tüketici enflasyon oranında hem de işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranında gerçekleşen artışlar, son dönemdeki EZA değerlerinin pandemi sürecindeki 2021 değerlerine yaklaştığına işaret ediyor. 

KURU KURTARMAK ZOR

  • Merkez Bankası rezervleri diplerde, kur korumalı mevduatın yükü… piyasalarda nasıl bir dönüşüm yaşanabilir? 

Döviz kurları böyle yapay ve günlük müdahalelerle sonsuza kadar tutulamaz. Zaten enflasyon yapay bir şekilde frenlenen kur artışlarının çok üstüne çıktığı için Türk ihraç ürünlerinin rekabetçiliği giderek daha fazla budandı. Kuru tutmak giderek daha zor ve maliyetli hale geliyor. Faiz ve kur politikalarında hayalleri bırakıp gerçeklere dönmek kaçınılmaz. 

  • Seçim sonrasında ekonomide acil atılması gereken adımlar neler?

Radikal politika faizi indirimleriyle başlayan ve yeni ekonomi modeli diye lanse edilen ama bir model falan olmayan uydurma çerçevenin, bir daha dönülmemek üzere terk edildiğinin duyurulmasıyla başlanmalı. Bunu lafı evirip çevirmeden yapmak ilk adım olmalı.

KADINA ‘İYİ’ İŞ YOK

  • Siz düşük kaliteli istihdama sürekli vurgu yapıyorsunuz. Burada oran nedir, nereye gider? 

Kalitesiz istihdam türlerinde çalışanların durumu iş bulamayanlardan çok daha parlak değil. 2023 ilk c¸eyregˆinde eğreti olmayan istihdam oranının (EOİO) bir önceki döneme göre 0.8 puan düşerek 31.4’e gerilemesi kaliteli işlerde çalışmada bir azalmaya işaret ediyor. Egˆreti olmayan istihdam oranı TU¨I·K’in ac¸ıkladığı geleneksel istihdam oranından 16.2 puan daha du¨s¸u¨k ve EOI·O ile istihdam oranı arasındaki makas asla kapanmıyor. Erkek c¸alıs¸anlar ic¸in yüzde 44.4 olan EOI·O bir o¨nceki c¸eyreğe göre 1.3 puan du¨stü. Kadınlarda ise EOI·O bir o¨nceki çeyreğe go¨re 0.8 puan azalarak yüzde 18.2’e inmiş. Son çeyrekte ulaşılan oran çalıs¸ma c¸agˆındaki her 100 kadından yalnızca 18’inin nispeten “iyi” is¸lerde c¸alıs¸tıgˆı anlamına geliyor. 

Bu arada düşük eğitimli ve düşük becerili milyonlarca sığınmacının mevcudiyetinin, istihdamın kalitesinin iyileşmesi konusunda iyimser olmayı zorlaştırdığını söyleyebilirim. Sığınmacıların üreticilerin eleman sıkıntısını giderdiğini söyleyen bakanlar var ama bunun orta ve uzun vadede nasıl hepimizi yoksullaştırıcı bir etki yapacağının (esasen hali hazırda da yapmakta olduğunun) farkında değil kimse.

  • Yeni dönemde yeni bir işsizlik dalgası gelebilir mi?

Gelecek dönemde istihdamın seyri Türkiye ekonomisinin büyüme performansına bağlı olacak. Bu performansın nasıl olacağını öngörmek şu an zor çünkü nasıl bir ekonomi politikası izleneceğine bağlı. Şimdiki el yordamıyla günü kurtarma modelinin sürdürülebilir olmadığı belli.

  • Sandıktan çıkan sonuca göre yurttaşı ve ekonomiyi nasıl günler bekliyor? Bir acı reçete bizi bekliyor mu?

Ekonomiyi ve dolayısıyla hepimizi nelerin beklediği, mevcut sürdürülemez çerçevenin yerine nasıl bir modelin ne zaman getirileceğine bağlı. İlk etapta önemli fiyat ve vergi artışları beklememiz gerektiği kesin. Zaten seçim dolayısıyla ertelenen fiyat artışlarının eli kulağında olmalı. Ardından KKM ve diğer kamu harcamalarının finansmanı için kaynak bulmak gerekecek. Birçok dolaylı vergide ciddi artışlar olacak. 

SORUNLAR BÜYÜYEBİLİR 

  • Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı sürüyor, nasıl bir tablo bizi bekliyor? 

Enflasyon üzerindeki baskıyı artıracak olan iki unsur büyüyen kamu açığı ve daha önemli olmak üzere kurlardaki artış olacak. Piyasadaki fiili faiz oranları politika faizinden bağımsız hale geldi neredeyse zaten ama faiz politikasının da bu haliyle bile sürdürülemeyeceği açık. Adını faiz artışı koymadan, KKM ve benzeri mekanizmalar yoluyla yapılan dolaylı artışlar sorunlarla yüzleşmeyi ertelerken yüzleşme zamanı geldiğinde karşılaşılacak sorunları daha da büyütüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir